YARADAN'A TÂBİ VE TESLİM OLAN SELAMETE ERER! YARATILANA TÂBİ VE TESLİM OLAN SEFALETE DÜŞER!

İstisna olan durum, "açık vahiy tebliği" ile gelenlerin durumudur. Elinde (Kuran tabiri ile) "sayfalar" veya "kitap" oluşturacak "açık vahiyler" bulunmayan, yani risalet ve nübüvvet görevi olmayan hiç bir yaratılmışa tâbi ve teslim olunmaz. Sadece "açık vahiylerin" kefili ve garantörü Allah'tır.

Yolu bu sayfaya düşen kişiler, sayfada yazan her şeyi bu şuurla okumalı, tedbirli ve temkinli olmalıdır.

Güncel

İmtihanlar

Allah insanları farklı sebeplerle imtihan edebilir. Bu konuyu maddeler halinde ve ayetlerle inceleyelim.

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (29-Ankebut: 2)

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (29-Ankebut: 3)

Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (47-Muhammed: 31)

1- İnsanlar imanlarının gereğini yaşayıp yaşayamadıkları ortaya çıksın diye imtihan edilebilir. Bunun sonucunda ya iman ettiklerine uygun tepki verirler ya da imanlarındaki zaaflar ortaya çıkar. Bu da hayırdır, çünkü kişi imanındaki eksikleri görür, sabrının düzeyini görür, Allah'ın takdirine razı olmayı bu imtihanlarla öğrenir ve tekamül eder.

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (21-Enbiya: 35)

Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik. (44-Duhan: 33)

2- Bu ayetlerde de görüldüğü üzere Allah insanları sadece kötülük, bela ve musibetlerle denemez. İyilik ve mucizelerle de deneyebilir. Bu da imanın ve şükrün imtihanıdır. Bu imtihana tabi olan kişi ya şükredenler ya da nankörler safına yazılır.

Bir de onlara, o deniz kıyısındaki şehrin başına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadığı gün gelmiyorlardı. Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için biz de onları işte böyle sınıyorduk. (7-Araf: 163)

3- İmtihanın bu türü, kişiyi günaha davet edici, günah işlemeyi kolaylaştıran olaylar şeklindedir. Bana göre imtihanın bu türü, öncesinde az veya çok sapkınlığa düşenlere gelir ki ilahi uyarı fark edilsin diye. Ayetteki şu ifade sebebiyle böyle düşündüm: "Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için biz de onları işte böyle sınıyorduk" İmtihanın bu türü şeytanın insana en çok musallat olduğu türdür. Nefsi dizginlemek zorlaşır.

4- Bazen de yapılan bir hatanın sonucu bir ceza olarak başımıza belalar ve musibetler gelebilir. Bu ceza kişi yaşarken geldiği için aslında bir bakıma onu tevbeye davettir. Eğer kişi bunu fark edip tevbe ederse kurtulur. Ama hatasını göremez de Allah katında isyan ve şikayet kabilinde davranışlara saparsa, o günahın cezası ahirette de onları bulacaktır. Aynı suçtan hem dünyada hem ahirette azaba uğratılırlar.

"... Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz." (9-Tevbe: 74)

Bir de münafıklar (imanında samimi olmayan ikiyüzlüler) için ceza vardır. Bunun sonucu da dünyada iki kez azaba uğratılırlar, ahirette ise daha büyük azap görürler.

Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. (9-Tevbe: 101)

Şahsen beni imtihanlar hususunda en çok korkutan şey, başıma gelen olayın ne tür bir imtihan olduğunu anlayamamak ve Allah'ın rızasına uygun olan davranışı ortaya koyamamaktır. Özellikle 4. şıktaki imtihan beni çok korkutur. Fark edilmesi en zor imtihan türü budur. Çünkü başıma gelen olay bir hatamın cezası mı, imanımın imtihanı mı anlayamazsam yanlış bir şuursal tepki vermekten korkarım. Çünkü hatanın cezasına gösterilen teslimiyet ile imanın imtihanına gösterilen teslimiyet arasında şuursal edinim farkı vardır. İnsanın nefsi, tabiatı gereği hatayı kabul etmek istemez ve çoğunlukla da hatalarına kördür. Bazen de bilmeden hata işlenebilir. Nefsin bu tabiatı kişiye başına gelen musibet ve belaların Allah'ın sevgili bir kulu olduğu için geldiğini düşündürür. O sebeple başına gelene teslim olsa dahi tevbe etmez, bağışlanma dilemez. Allah'tan gelene razı olmak hususunda bir tekamül gösterse bile hatasına tevbe etmediği için dünyada ve ahirette o hatasının bedelini öder.

Kendi hayatımda denediğim bir husustur bu. Bazı kötü olaylar dönüp dolaşıp başıma gelmeye devam etmiştir. Teslimiyet gösterip itiraz etmediğim halde benzeri bela ve musibetler tekrarlandığı için şüphelenmişimdir. Sonrasında bilerek ve bilmeyerek yaptıklarım için bağışlanma dileyip, bildiklerime tevbe edince o musibetin arkası kesilmiştir. Bakınız şöyle bir ayet de var:

Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder. (42-Şura: 30)

İşte bu nedenle başıma gelen musibet ve belaların hangi sebeple başıma geldiğini tam olarak bilemeyeceğim için tedbir olarak önce oturup bir muhasebe yaparım, hatalarımı görmeye çalışırım. Sonra da bilerek ya da bilmeden yaptıklarıma tevbe ederim.

Allah bizlere imtihanlara sabır ve olgunlukla yaklaşmayı, güçlüğüne dayanmayı, imtihanlarıyla bizlere vermek istediği mesajı anlamayı, bu doğrultuda alınacak dersleri almayı ve nihayetinde rızasını kazanmayı nasip etsin. Selamlar, saygılar..

Ayşegül Samur

Etki-Çekim Gücüyle Oluşan Çok Güçlü Sinerji Alanları

Twitter’da bendenize yazılan bir mesajı önemli bulduğum için, cevap olarak yazdıklarımı biraz daha geliştirip bir yazı hazırlayacağımı söylemiştim. Aşağıda okuyacaklarınız bu sohbet doğrultusunda şekillendi.

* * *

—Keşke herkes Allah ve Rasulullah dışında itibar ettiği -eğer varsa- şeyhi/mürşidi/üstadı/hocası/önderi ve benzerlerini de "acaba doğru bilgi mi veriyor, yoksa bir proje mi?" diye sorgulasa…

— Sorgulayamazlar! Çünkü bu tür yapılanmalara dâhil olanların farklı düşünme ve sorgulama melekeleri yavaş yavaş körelir. Bu nasıl olur? (yazının devamı aşağıda)

http://www.aysegulsamur.org/etki_cekim_sinerji.htm

Âdem (İnsan) kimin suretinde yaratıldı?

1) "Allah, insanı Rahman suretinde yarattı." (Buharî, İsti'zân, 1; Müslim, Birr, 115, Cennet, 28)

2) "Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı." (Buhari, İstizan, 1; Müslim, Bir, 115)

Bu iki hadis rivayetinin sağlık derecesi çok tartışmalıdır. Ahmed b. Hanbel, bu hadisi Müsned’inde tahrîc ettiği halde bu rivayeti reddetmiştir. Birinci şıktaki rivayet, Hz. Ömer'den, ikincisi Ebu Hüreyre'dendir. (yazının devamı aşağıda)

http://www.aysegulsamur.org/adem_insan_rahman.htm

Merhaba,

Belli aralıklarla kitaplarımı bulamadığından yakınan web sayfamın takipçilerinden e-mailler alıyorum. Bu konuda zaman zaman bilgilendirme yapmama rağmen gözden kaçmış olabilir. O sebeple ana sayfama konuyla ilgili bir açıklama yaparak okuyucu ve takipçileri aydınlatmak istiyorum. Çünkü normalde ilk baskısı biten ve beğenilen bir kitabın 2. baskısı yapılır, prosedür budur. Buna rağmen kitaplarımın neden piyasada bulunmadığı merak ediliyor. Son olarak Ankara'da bir kitapçıdan ve devletin saygın bir makamından kitabımı bulamadıklarından yakınan ve nasıl bulabileceklerini soran bir e-mail alınca, bu açıklamaya gerek gördüm. Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Kitaplarımla ilgili açıklama

http://www.aysegulsamur.org/kitaplarimla_ilgili_aciklama.htm
.

© 2010 Ayşegül Samur

Site içeriğinin tüm hakları yazar Ayşegül Samur'a aittir. İzinsiz internette, basın-yayın ya da radyo ve televizyon kuruluşlarında kullanılamaz, yayımlanamaz.